İçeriğe geç

Kategori: Teknoloji

Windows 10

windows10
Geçen sene 30 Eylül’de tanıtımı yapılan Windows 10, nihayet 29 Temmuz’da son kullanıcıya ulaşıyor. Microsoft geçmişe göre radikal sayılacak bir hamle yaparak Windows 7 ve Windows 8 sahiplerine, Windows 10’a bedava geçiş hakkı sağladı. Resmi bir açıklama olmasa da çok büyük ihtimalle Windows 10, Microsoft’un son işletim sistemi olacak. Artık sonraki işletim sistemleri MacOS’da, Android’de, iOS’da, hatta pek çok Linux dağıtımında olduğu gibi güncelleme şeklinde kurulu işletim sisteminin üzerine gelecek. Çok yaratıcı değil mi? Bence de…

Tatilde internet: TP-Link M5250 İncelemesi

Yaz gelince en büyük dertlerden biri de internet. Her ne kadar bir sene boyunca bu tatili beklemiş olsanız da insan evindeki biricik internetten uzakta olunca kendini yalnız hissediyor (bir internet bağımlısının konuşmasını dinlediniz). Özellikle bir aylık tatil için yazlıklara internet bağlatma (ya da bağlatamama mı demeliydim?) sorununa ya da ülkemizin bence en büyük sorunlarından biri olan “otel wifi”‘ı rezaletine çözümü bu cihazda bulabilirsiniz.

İnternetten reklamsız ve kaliteli film/dizi izlemek – Popcorn Time

Yıllardır en büyük sorunumuz bu herhalde. Bir zamanlar bana en çok gelen soru “film ve dizileri nereden izliyorsun?”du. Pek çoğunuz gibi benim de izlediğim ilk yabancı dizi Lost’tu. Sanırım 2007 senesiydi başladığımda. Ta o zamandan beri dizileri ve filmleri hep torrentten indirerek izledim. Site önerisi isteyenlerden bi yerde gına geldiği için torrent nedir nasıl kullanılır isimli bir blog yazısı bile yazdım!

Giderek seyrekleşse de hâlâ gelen bir soru. Seyrekleşmesinin en büyük sebebi istenmeyen ot gibi her yerde çıkan film/dizi izleme siteleri. “FULL HD HEMEN İZLE! HEMEN HD İZLE! TAKILMADAN FULL HD İZLE” gibi aynı cümlenin kelimelerini, olabilecek bütün olasılıklarla yanyana dizerek yapılan SEO çalışmalarıyla Google’da az daha yukarda olma peşindeler. En ünlülerinden biri olan DiziMag’in kapanmasının üzerinden tam bir sene geçmiş.

Bu abidik gubidik siteler artık akıllandılar ve videolarını vkontakte gibi sitelere upload ederek hem bir şekilde yasal olarak sorumluluk almıyorlar hem de gördüğüm kadarıyla hız ve kalite açısından epey daha verimli bir iş yapıyorlar. Tabii bu kadar kaliteli videolarla altyazıları nerede gömüp de nereden upload ediyorlar akıl sır ermiyor! Bide aynı gün yapıyor keratalar! On dakikalık HD videoyu YouTube’a yüklemek için 2 saat beklediğimi bilirim! Neyse…

Ben bunu sonra okurum sorunsalı – Pocket

İnternette neredeyse her sene, 2001 yılına kadarki insanlık tarihinin oluşturduğu yazılı içerik kadar yeni içerik üretiliyor.¹² Haliyle bir yerlerde tam da sizi ilgilendiren bir yazı yayınlanıyor ama ya size ulaşamıyor ya da sizin vaktiniz olmadığı için okunmadan internetin çöplüğüne yuvarlanıyor.

İnternette bir şeyler okumak en büyük zevklerimden biridir yıllardır. Ne kadar saçma sapan, çer-çöp varsa okurum. Her gün köşe yazısı okumak zaten birinci emir! Ve fakat bazen insan “şunu da sonra okuyayım” diyebiliyor. Eskiden bunu bookmarklarla (Türkçe’ye “sık kullanılanlar olarak çevrildi ama bence hiç güzel bir karşılık değil. Ben bookmark demeye devam edeceğim) çözerdik. Daha sonra okumak istediğimiz yazıyı bookmark olarak kaydeder, zamanı geldiğinde açar okurduk.

Her şey daha sık mobil olmamızla değişti! Otobüste, metroda, cafede birini beklerken etrafa bakmak yerine telefonlarımıza/tabletlerimize bakma alışkanlığımız geliştiğinden beri bookmarklar pek de işe yaramamaya başladı. İki sebebi vardı bunun: 1- Bilgisayarda kaydettiğiniz bookmarklara diğer cihazlardan erişmek ilk zamanlarda mümkün değildi. Sonradan bookmark senkronizasyonu geldi fakat kaç kişi doğru dürüst kullanıyor tartışılır. 2- Bookmarklarınız bir noktadan sonra çorba oluyor, okumak istediğiniz şeyi bulmak için cebelleşiyordunuz.

İşte çözüm: Pocket! Önceden adı Read It Later’dı. Adından ne işe yaradığını anlamak çok kolaydı fakat “kısa isim her zaman kazanır” kanunu burada da işledi ve ismi Pocket olarak değişti.

iPhone 6 izlenimlerim

Öncelikle bu Apple tanıtımlarıyla ilgili düşüncelerimi Serdar Kuzuloğlu şu yazıda çok iyi açıklamış onu bi okumanızı rica ediyorum. Yine her zamanki gibi bir şov izledik. Artık ezbere bildiğimiz gösteri replikleri aynen gerçekleşti. Bu sefer Jonathan Ive’ın gül cemalini göremedik ama sesiyle yine bizi dünyanın en büyük icadını yaptıklarına ikna etti. Aylar öncesinden sızan bilgilerin çoğu doğru çıktı. Bilgi sızdırmamaya çok dikkat eden Steve Jobs ne diyordur acaba. Kesin saç baş yolup, “ulan ben olsam bu kadar çok şey sızdıran Çin’lilerin alayını …” diye tükürüklerini saçıyordur.

Beni az çok tanıyanlar Apple düşmanı olduğumu bilirler. Düşman olmamın sebepleri çok uzun fakat özet geçmek gerekirse:

  1. Apple’ın insanları tek bir kalıba sokmasına tahammül edemiyorum.
  2. Türkiye fiyatları kabul edilemez şekilde pahalı!
  3. Apple’ın “her şeyin en iyisi bizde” söylemine ve burnu büyüklüğüne gıcığım.

E o zaman nasıl inceleyeceksin derseniz, bu görüşlerimi bir kenara bırakıp tamamen objektif ve sadece verilere bakarak değerlendirme yapacağıma and içerim! Ki zaten objektif değilsem, yanlışım varsa, yorum yaparak şerhinizi düşün, haddimi bildirin!

Neyse gelelim iPhone 6’ya. Madde madde gidelim.

En çok merak edileni en önce yazalım: iPhone 6, Türkiye’ye 26’sında gelecek. iPhone 6’nın fiyatı 2.349 TL, iPhone 6 Plus’ın fiyatı 2.649 TL (tabii bunlar 16GB’lık modeller)

Yeni özellikler:

  • Ekran büyümüş, çözünürlük artmış, kontrast oranı artmış,
  • NFC nihayet gelebilmiş, NFC ile birlikte telefonu kredi kartı şeklinde kullanma olayı gelmiş (Apple Pay).
  • Kamera üç aşağı beş yukarı iPhone 5S’le aynı. Sadece panorama modunu geliştirmişler.
  • A8 işlemci gelmiş. İçerisinde yeni M8 hareket işlemcisi var. Adım sayar falan fişman. Barometre gelmiş.
  • Video kaydederken yavaş çekim modu iPhone 5S’de 120fps idi, 240fps seçeneği gelmiş. Yani iki kat daha yavaş çekim yapabileceksiniz.
  • Wi-Fi’a ac standartı gelmiş hele şükür!
  • 4G üzerinden ses iletimini sağlayan VoLTE teknolojisi gelmiş. Anlatmak da anlamak da çok zor. Onu ben aşağıya bir yere yazarım çok merak edene.
  • Pil kullanımı sürelerinde hafif bir iyileştirme var ama umulanın çok gerisinde.
  • Yıllardır 16, 32, 64 GB olarak giden depolama alanı iPhone 6’da 16, 64, 128 GB olarak değiştirilmiş..

Şimdi gelelim kritik yapmaya…

Yeni internet düzenlemesi ne anlama geliyor?

Her katta asansörün karşısında asılı olan poster kocaman yüzüyle ona bakıyordu. Gözleriyle insanın hareketlerini izliyormuş gibi yapılmış resimlerdi bunlar. Resmin altındaki başlıkta: BÜYÜK BİRADERİN GÖZÜ SENDE” yazılıydı.

Yukarıdaki alıntı George Orwel’ın dünya edebiyatına mihenk taşı olarak sapladığı Bin Dokuz Yüz Seksen Dört isimli meşhur romanından… Dünyadaki ilk distopik romanlardan biri olan Bin Dokuz Yüz Seksen Dört, totaliter bir yönetimin halk üzerindeki baskı ve toplumu “düşünce polisleri” tarafından izlenmesini konu alır. Romanın 1948 yılında yazılmış olması başlı başına bir fenomendir. Günümüzde Wikileaks ile başlayan ve son olarak Edward Snowden’ın sızdırdığı bilgiler ışığında George Orwel’ın ne kadar büyük bir ön görü yaptığını daha rahat görebiliriz.

Devletlerin, insanları kontrol altında tutmak için çeşitli yöntemlere başvurması ne ülkemizde ne de dünyada yeni bir olay değil. Her dönem çeşitli biçimlerde kontrol mekanizmaları gerçekleştirildi/gerçekleşiyor/gerçekleşecek.

Son iki haftadır gündemde olan 5651 Sayılı İn­ter­net Or­tamın­da Ya­pı­lan Yayın­la­rın Dü­zen­len­me­si ve Bu Ya­yın­lar Yo­luy­la İş­le­nen Suçlar­la Mü­ca­de­le Edil­me­si isimli kanun değişikliğini öngören yasa tasarısı hakkında konuşulup tartışılıyor. Yeni bir internet sansürü olarak nitelendirilen yasa teklifi sadece “yasak ve sansürü” getirmiyor. Gözden kaçan, daha doğrusu teknik bilgi gerektirdiği için göz ardı edilen bir konu var ki aslında sansürden daha önemli ve hayati.

LG PB60G Projeksiyon İncelemesi

Yine “eve gelen teknolojik cihazı incelemek baldan tatlıdır” formatındaki inceleme bölümüne hoş geldiniz. Bu sefer benden hiç beklenmeyecek bir şekilde projektör inceliyorum. LG’nin PB60G isimli projektörünün iki ana esprisi var: 1- LED aydınlatmalı, 2- Portatif bir cihaz. Peki bunların tercümesi ne? 1- En parlak ayarda 30.000 saat gibi epey uzun bir kullanım süresi vaat etmesi, 2- 16×10.3 cm’lik boyut ve 600 gramlık bir ağırlık. Lak lakı geçip teknik özelliklerini özet halinde görelim.

Spotify nedir?

#BugünGünlerdenSpotify hashtagini trending topic yapsak yeridir! Spotify, 2008’den beri önce Kuzey Avrupa ülkelerinde daha sonra Birleşik Krallık’ta (İngiltere demiyoruz yasak) daha sonraları bir virüs gibi tüm dünyada kullanılmaya başlanan bir müzik dinleme aracı. Nihayet gün itibariyle resmen Türkiye’de. Nihayet diyorum çünkü varlığından haberdar olan kitle uzun zamandır bu anı beklemekteydi. Ha derseniz ki “Türkiye’de Spotify kullanan bir sürü insan vardı, onları adamdan saymıyor musun it!?” eyvallah, ben de o kitledenim fakat bu kullanım saçma sapan, insanlık dışı yöntemlerle oluyordu. Yok proxy değiştir, yok tunnel kullan falan saçma sapan işler. Artık cillop gibi sitesine girerek kullanabiliyor muyuz sen orasına bak!

Not tutma alışkanlığım ve Evernote

evernote

“Her şey dijitalize olmadan önce insanlar notlarını kalem-kağıtla alırdı.” Sanırım bu cümleyi çocuklara söyleyeceğimiz günler çok yakın. Artık her şeyin dijital hale gelmesiyle birlikte not tutma alışkanlıklarımız da değişiyor… Fiziksel engellerimden dolayı şu yaşıma kadar not ya da günlük tutan biri değilim. Ya da değildim!

Geçen sene Eylül ayıydı sanırım, aslında önceden bildiğim fakat “amaaaaaaan ben neyin notunu tutacam ki” deyip pek ciddiye almadığım Evernote‘u bilgisayarıma kurmamla hayatım değişti! Bir anda deli gibi not tutmaya başladım. Aslında buna tam da not tutmak denemez çünkü birazdan da anlatacağım gibi sadece kendi notlarınızı saklamıyorsunuz, herhangi bir sitede gördüğünüz herhangi bir yazıyı ya da görüntüyü de kendi not defterinize kaydetme şansınız oluyor.