Pandemiyi “sivil hacktivizm” ile hackleyen ülke: Tayvan

*Bu yazı ilk olarak Nüve.biz‘de yayınlanmıştır.

Çin’in burnun dibinde 23.5 milyonluk bir ülke. Bir yılda sadece 912 vaka, 8 ölüm. Bu nasıl olabildi? Tam olarak “ilk vaka” hangi gün kayıtlara girdi belki de hiçbir zaman öğrenemeyeceğiz ama Çin’den Dünya Sağlık Örgütü’ne bildirilen ilk vakanın tarihini 31 Aralık 2019 olarak biliyoruz. Tam da o gün Tayvan’da ilginç bir olay gerçekleşti. Olaya gelmeden kısaca Tayvan hakkında bildiklerimizi gözden geçirelim.

Tayvan, Çin anakarasına kuş uçuşu yaklaşık 150 kilometre olan, Konya’dan yüz ölçümü olarak daha küçük fakat yaklaşık 23.5 milyon nüfuslu bir ada devleti. Çeşitli siyasi itilaflardan dolayı ülke statüsü biraz muamma. Çin tarafından bağımsız bir devlet olarak sayılmıyor. Buna rağmen hali hazırda Dünya Ticaret Örgütü, Asya-Pasifik Ekonomik İşbirliği gibi pek çok örgüte kendi ismiyle yer alıyor. Acer, Asus, Gigabyte gibi pek çok büyük teknoloji şirketinin merkezi olan Tayvan, Uzakdoğu Asya’nın teknoloji üssü sayılıyor. IMF’nin 2020 tahminlerinde Gayri Safi Yurtiçi Hasıla sıralamasında yirminci sırada yer almakta. [1]

Ülke tanıtımını geçtikten sonra gelelim tam da dünya yeni bir yılı kutlamaya hazırlanırken gelişen enteresan olaylara. 31 Aralık 2019 gecesi, Tayvan’da 1995’de açılan ve çok yaygın olarak kullanılan mesaj panosu PTT’ye (kıyas bakımından bizdeki Ekşi Sözlük’den de daha yaygın) 31 Aralık’ta ‘‘nomorepipe’’ nickli kullanıcı bir mesaj bıraktı. Daha sonradan kendisi de deneyimli bir tıp uzmanı olduğu anlaşılan kullanıcı, mesajında Çin’de görülen ve bilinmeyen nedenlerden kaynaklanan artan zatürre vakaları hakkında diğer kullanıcıları uyarıyordu.  Çin’de görülen ama Çin hükümeti tarafından fazla büyütülmemesi için sümen altı edilen bazı resmi belgelerin fotoğraflarıyla birlikte ertesi gün başlayacak olan 2020 yılının sanırım en sık tekrar edilen uyarıyı yapıyordu: “Ellerimizi sık sık yıkayalım, maske takalım”. [2]

O gece uyuyamayan bir devlet çalışanı, mesaj panosundaki bu mesajı fark ediyor ve hükümet yetkilileri duruma çok hızlı reaksiyon vererek hemen ertesi gün Çin’le olan uçuşlarda ateş kontrolü ve karantina tedbirlerini uygulamaya koyuyordu. Neredeyse hiçbir ülkede konu hakkında tedbir alınmamışken Tayvan’ın erken davranması salgındaki başarısının en büyük nedenlerinden biri oldu. Daha sonrası malum. Her ülkede aşağı yukarı benzer tedbirler, uyarılar…

Alınan ilk tedbirlerden sonra, halkı aktif olarak sürece davet eden hükümet, veri setlerini halka açtı ve halkın katılımıyla birlikte gerçekleştiren bir hastalıkla mücadele yöntemini yürüttü. Her gün bilim insanları aynı saatte televizyonda canlı olarak açıklamalar yaparak salgının ülkedeki ve dünyadaki seyri hakkında bilgilendirme yaptı. Açık veri sisteminin kullanımı ve merkezi olmayan bir yapıyla gerçekleştirilen mücadele sayesinde diğer pek çok ülkede rastlanan otoriteye güvensizlik ve endişe Tayvan’da hakim olmadı. Zaten Tayvan’ın başından geçmiş geçmiş bir salgın hastalık tecrübesi vardı. 2002’de başlayan ve yaklaşık bir sene süren SARS-CoV-1 virüsü toplam 774 can aldı. Bunun 73’ü yani %21.1’i Tayvan’da gerçekleşti. [3] Yani hem halk hem de devlet olası bir salgın hastalık için ne yapılmasını çok iyi bilerek hazır bekliyordu.

Tayvan 6 Şubat’ta her vatandaşına bedava maske dağıtacağını duyurdu. Fakat her ülkede olduğu gibi eczanelerin önünde maske kuyrukları yaşanmaya başladı. Bazı eczanelerde maske stoku bitiyor, insanlar boş yere kuyrukta bekliyordu. Kendisi de bu durumdan mustarip olan Howard Wu isimli bir Tayvanlı yazılımcı bir gecede bir web sitesi yazdı. Yazdığı site ile yaşadığı şehrin tüm eczaneleri haritada görünüyordu ve kullanıcılar her eczanede ne kadar maske stoku kaldığını kendileri girebiliyordu. Böylece maske almaya çıktığınızda yakınınızdaki hangi eczanede ne kadar stok kaldığını görebiliyordunuz. Howard Wu gece yazdığı siteyi Facebook’ta paylaştı ve yattı. Sabah kalktığında siteye binlerce kişi girmiş ve stok bilgilerini güncellemişti. Hatta o kadar ki Google’ın maps API’sini kullandığı için öğle saatlerinde Google’a ödemesi gereken ücret 2.500 doları bulmuştu. [2]

Hükümet yetkilileri yine bu olayı fark ederek olaya el attı ve ülkedeki tüm eczanelerdeki maske stok bilgilerini açık veri olarak herkesle paylaşarak sivil hackerlara adeta çağrı yaptı. Howard Wu’nun kurduğu site artık tüm ülke genelindeki tüm eczanelerin maske stokunu 30 saniyede bir otomatik olarak güncelleyen bir site haline geldi. Olay sadece siteyle de kalmadı. Sivil hackerlar, Tayvan’da WhatsApp’tan daha popüler olan Line mesajlaşma uygulamasına uygun eklentiler de geliştirerek halkın daha kolay kullanması için çeşitli kolaylıklar sağladılar. [4]

Buraya kadar bahsettiğimiz sivil hacktivizim de nedir peki? Hackleme ve hackerlık kavramları genellikle olumsuz anlamlar çağrıştırsa da sivil hackerlar, kamusal yönetimlerin açık kaynak veri setlerini ve veri tabanlarını kullanarak çeşitli sorunlara alternatif ve inovatif çözümler üretiyorlar. Tayvan’da sivil hacktivizm epey yaygın bir kültür. Ülkede pek çok yazılımcı yaşadığı için farklı organizasyonlarda veya platformlarda bir araya gelerek farklı konularda kamu kurumlarıyla bilgi ve tecrübe alışverişi sağlayabiliyorlar. Tayvan hükümeti de sivil hackerlarla işbirliği yapmaktan epey memnun. Kendisi de daha önce özgür yazılımcı ve sivil hacker olan Audrey Tang, 39 yaşında hükümetin en genç üyesi olarak 2016’dan beri ülkenin Dijital Bakanı. Tang, ülkede açık kaynaklı bir nevi e-Devlet sistemi olan ‘‘g0v’’ projesini ve açık tartışma platformu olan vTaiwan’ı hayata geçirdi.

Elbette Tayvan’ın COVID-19’da bu kadar başarılı olmasının tek sebebi bu anlattığımız hikaye değil. Tayvan ve halkı çok bilinçli ve çok sıkı bir şekilde pandemi kurallarına riayet etti. Fakat burada değinmek istediğim asıl unsur. Tayvan’da devlet-vatandaş arasındaki koordineli çalışmanın verdiği sonuç. Tayvan’da sivil hacktivizm sadece bu konu özelinde değil, tüm alanlarda uygulanan bir yönetişim biçimi. 2014 yılında öğrencilerin meclis işgaline varan Ayçiçeği Hareketini ve bunun devlet-vatandaş arasındaki gelişen “açık hükümet” sisteminin ayrıntılarını bir sonraki yazıya bırakıyorum.

[1] https://www.imf.org/external/datamapper/[email protected]/OEMDC/ADVEC/WEOWORLD
[2] https://web.archive.org/web/20200711003411/https://www.scmp.com/abacus/tech/article/3080309/how-reddit-forum-helped-taiwan-prepare-early-covid-19
[3] https://www.who.int/publications/m/item/summary-of-probable-sars-cases-with-onset-of-illness-from-1-november-2002-to-31-july-2003
[4] https://www.taiwannews.com.tw/en/news/3882111

Etiketler:

Paylaş:

Share on facebook
Share on twitter
Share on whatsapp
Share on telegram
Share on pocket
Share on email

Utku Sakallıoğlu, 1990 yılının bir Mayıs günü Giresun’da hayata geldi. Doğumu esnasında ilk dakikalarda beynine yeterli oksijen gitmemesi nedeniyle Beyin Felci olarak da bilinen Cerebral Palsy‘li olarak hayata tutunmuştur.  >>

Buralardayım
Kategoriler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir