Teknolojinin hüküm südüğü kişisel blog

Kripto paraların gücü adına!

*Bu yazı ilk olarak Nüve.biz‘de yayınlanmıştır.

Her kriz döneminden yeni bir filiz doğar. 1929’da yaşanan Büyük Buhran’dan sonra başta Amerika Birleşik Devletlerinde olmak üzere tüm ülkelerde ekonomiye tekrar şekil verme ihtiyacı duyuldu. Daha sıkı ve devletçi para politikaları, sert piyasa regülasyonları birbirini izledi ve merkez bankası kuruldu. Ardından patlayan İkinci Dünya Savaşından çıkış sonrası tekrar dip yapan ekonomiler, Dünya Bankası ve IMF’nin kurulmasıyla nefes aldı. Çevre ülkelere Fordist üretim modeliyle çok seri bir şekilde ürettikleri malları ihraç etmeleriyle küllerinden doğan kapitalist ekonomiler, 70’lerde Fordizm üretim modelinin çöküşüyle sert bir darbe daha yedi. Sınırsız üretim, sınırsız para demek değildi.

Daha sonrası ise malum, esnek üretim modelleri, neo-liberal piyasa yapılanmaları ve serbest dolaşım… 2008 yılına geldiğimizde bir kriz daha yaşadık. Amerika Birleşik Devletlerinde patlak veren kriz, “küresel köy”e çok çabuk sirayet etti ve dünya ekonomisi bir kaç ay içinde müthiş bir çöküş yaşadı. İşte tam da bu sırada ortaya çıkan Bitcoin fikri hâlâ tartışılmakta. Gerçek bir kurtarıcı mı yoksa fazla şişirilen bir balon mu?

Sınırsız paranın kısa tarihi

Bitcoin’in temel mantığını anlamak için önce karşı çıktığı yerleşik para düzenine bakmak lazım. Modern anlamda düşündüğümüzde para dediğimiz şey ilk çıktığında temel olarak basit bir mantığa dayanıyordu: Merkezi bir otoriteye güven esasına dayanan meta. Başlarda kullanılan metal paralar, üzerlerinde devletlerin/kralların simgesini de barındıracak şekilde basıldı. İlerleyen zamanlarda ise altın paralar öne çıktı. Altını taşımak hem bireysel olarak zor hem de devletler açısından üretimi, denetimi, standardizasyonu problemliydi. Daha sonra altın karşılığı basılan kağıt paraya geçildi. Devletler yine tekel olarak bastıkları kağıt parçalarına karşılık hazinelerinde altın rezervi tutuyorlardı.

İkinci Dünya Savaşı sonrası 44 ülke Temmuz 1944’te Bretton Woods Anlaşması ile kendi bastıkları paraların ederinin Amerikan Dolarına endeksli olacağını, Birleşik Devletler de yapılan anlaşma ile kasasında duran her 1 ons altın için 35 dolar vereceğini taahhüt etti. IMF ve Dünya Bankası da bu anlaşma ile kurulmuş oldu.[1] 1944’den 1971’e kadar bu düzen böylece sürdü. Fakat diğer ülke ekonomilerinin palazlanmasıyla ABD’nin dış ticaret açığı giderek büyüdü ve anlaşma gereği ABD’nin 35 dolara vermeyi taahhüt ettiği altın rezervi müthiş bir hızla eridi. Başkan Nixon, kimseye danışmadan anlaşmayı iptal etti ve cehennemin kapıları ardına kadar açıldı![2] Artık başta Amerika olmak üzere her ülke istediği kadar sınırsız para basabilirdi.

Yeni altın Bitcoin olabilir mi?

Bitcoin 31 Ekim 2008’de 9 sayfalık bir PDF ile dünyaya sunuldu.[3] Altında yatan temel fikir şuydu: Aracısız olarak eşler arası elektronik nakit sistemi. Yani aradaki tüm aracı, banka, merkez bankası, devlet gibi aracıları pasifize ederek doğrudan iki kişi arasında elektronik olarak para transferini mümkün kılan bir sistem sunuyordu. Blockchain teknolojisine dayanan bu sistemde, en baştan sistem içerisinde üretilebilecek maksimum Bitcoin adedi belliydi: 21 milyon. Yani sistem en başından öyle kurgulanmıştı ki yirmibirmilyonbirinci Bitcoin’i üretemiyorsunuz. Ben bu yazıyı yazarken şu ana kadar üretilen Bitcoin adedi 18.38 milyondu.

Dolayısıyla ortaya konan sistem, başta anlattığım tüm para sistemini kökünden ve çok radikal bir şekilde değiştirmiş oluyor. Başlarda kimsenin ciddiye almadığı sistem aylar ve yıllar geçtikçe gerçekten itibar görmeye ve değerlenmeye başladı. Neden değerlendiği ve bu gidişle de değerlenmeye devam edeceği bu nedene dayanıyor. Eğer Bitcoin tüm piyasa tarafından geçerli bir yatırım enstrümanına dönüşürse belki de geleceğin altını olarak görülebilir.

Kripto paraların geleceği

2020 itibariyle Türkiye de dahil pek çok ülke kripto paralarla ve blockchain teknolojisiyle yakından ilgileniyor. Hatta dünyadaki merkez bankaları, kendi aralarında para transferi için kullanabilecekleri “Sentetik Hegemonik Para” yaratmayı tartışıyor.[4] Düşünülen uygulamada belli bir ekonomik büyüklüğe sahip ülkelerin para birimlerinden oluşturulacak sepet ile ortaya yeni bir para birimi çıkacak ve böylece tüm dünya ekonomisinin Amerikan Dolarına endeksli olan hali ortadan kalkacak. Eğer bu gerçekleşirse gerçekten dünya ekonomik sistemi baştan aşağı değişebilir. Tabii bunun ne kadar sürede uygulanabileceği ve gerçekten efektif ve kamu yararını sağlayabileceği tartışmaları halen devem ediyor.

Bunu düşünen sadece devletler ve merkez bankaları da değil tabii ki. Geçen yaz Libra isimli dijital parasının tanıtımını gerçekleştiren Facebook, yıl boyunca hem devletlerden hem başta birlikte yola çıktığı büyük partnerlerinden yediği “dayaklar”dan sonra Libra 2.0 diyebileceğimiz yeni bir bakış açısıyla pek yakında kendi parasını kullanıma sokmayı hazırlanıyor.[5] Facebook deyip geçmemek lazım, 2.6 milyar (yani dünyadaki her üç kişiden biri) üyesi bulunuyor. Sahip olduğu Instagram ve WhatsApp’ı da düşündüğümüzde muazzam bir potansiyel müşterisi olmuş olacak ve işler iyi giderse bir kaç sene içinde dünyada en yaygın olarak kullanılan para birimi olarak hayatımıza girecek.

Kripto paraların geleceğini Kovid-19 salgını üzerinden okumak da mümkün. Temasla bulaşan bir hastalıktan söz ediyoruz ve giderek temassız ödeme sistemleri hayatımıza dahil oluyor. Her ne kadar hali hazırda geniş kullanıma erişen bir kripto para birimi olmasa da ilerleyen dönemlerde market kasasında telefonunuzdaki kripto para cüzdanınızda bulunan para ile temassız ödeme gerçekleştirebilirsiniz. Bu yeni nesil ödeme sistemleri üzerine ayrıca uzun uzun yazmak gerekiyor onu şimdilik burada bırakıyorum…

Sadece ödeme de değil, eğer Bitcoin veya blockchain tabanlı kripto paralar yaygın bir şekilde kullanılmaya başlanırsa ortada bir banka olmayacağı için hesaplarınıza sırf muhalif olduğunuz için el konulması ya da mevcut iktidar ve sistemden çekindiğiniz için bankalar aracılığı ile isminizin görünmesini istemediğiniz para transferlerini anonim olarak gönderip almak da mümkün olacak. Wikileaks, bağış toplamak için kullandıkları ödeme sistemleri ülkeler tarafından engellendiği için 2011’den beri Bitcoin ile bağış kabul ediyor örneğin. [6]

En önemli engel güven sorunu

11 senedir aktif olarak Bitcoin ve türevleri olan diğer kripto paralar hayatımızda var olsa da günlük hayatta kullanımının yaygınlaşamamasının en büyük sebebi güven problemi. Aslında blockchain teknolojisi kuşkuya yer bırakmayacak kadar sıkı bir güvenlik sunsa da insanların yüzyıllardır kullanmaya alışageldiği mevcut para sisteminin yerini henüz alamadı. Bir diğer sebep de tabii ki Bitcoin ve değeri Bitcoin üzerinden ölçülen diğer kripto paraların değerinin çok fazla oynak olması. Bu kadar oynak fiyatlı bir para sisteminin insanlar tarafından kabul görmemesi gayet makul ve anlaşılır bir durum. Fakat özellikle Corona Virüs pandemisi sebebiyle içine girdiğimiz büyük ekonomik krizin 1929’da gerçekleşen Büyük Buhran’dan da daha büyük olacağı tahminleri gerçekleşirse merkezi ekonomik sistemlere duyulan güven krizi, Bitcoin ve kripto paraları güvenli liman haline getirebilir.

Önünde sonunda, her büyük krizde olduğu gibi yıllardır tökezleyen kapitalist sistemin yerine daha yenilikçi bir sistem gelecek. Kapitalist sistemin yerini dolduracak olan yeni sistemin, teknoloji tabanlı ve merkeziyetçiliği reddeden bir yapıda, daha demokratik ve özgürlükçü bir sistem olmaması için hiçbir sebep yok.

[1] https://en.wikipedia.org/wiki/Bretton_Woods_Conference#The_agreements
[2] https://en.wikipedia.org/wiki/Nixon_shock#Event
[3] https://bitcoin.org/bitcoin.pdf
[4] https://ugurses.net/2019/09/01/bu-gelen-dijital-paranin-ayak-sesleri/
[5] https://medium.com/@philippsandner/libra-2-0-a-compliant-global-platform-for-the-digital-programmable-eur-usd-gbp-co-67e1b8a2c0cb
[6] https://medium.com/@philippsandner/libra-2-0-a-compliant-global-platform-for-the-digital-programmable-eur-usd-gbp-co-67e1b8a2c0cb

Etiketler:

Paylaş:

Share on facebook
Share on twitter
Share on whatsapp
Share on telegram
Share on pocket
Share on email

Utku Sakallıoğlu, 1990 yılının bir Mayıs günü Giresun’da hayata geldi. Doğumu esnasında ilk dakikalarda beynine yeterli oksijen gitmemesi nedeniyle Beyin Felci olarak da bilinen Cerebral Palsy‘li olarak hayata tutunmuştur.  >>

Buralardayım
Arama
Kategoriler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir