‘Sosyal Medya lobisi’ iş başında!

Neden şimdi?

Bildiğiniz gibi son bir aydır derin güçler, muhteşem bir ivme kazanan ülkemiz üzerinde ameliyat yapmaya çalıştı. Fakat milletimizin derin sağduyusu sayesinde münafıklar başarılı olamadılar. Ülkemizi kıskanan bu iblisler gözü dönmüş bir şekilde büyük önderimiz Recep Tayyip Erdoğan’ı ve onun 10 yıldır mükemmel icraatlar sunan, her seçimde halk tarafından onurlandırılan hükümetini hedef almakta.

Ne kadar iyi bir yönetimle yönetildiğimizi görmek için Türkçesiyle “ay-em-ef”, gâvurca kısaltmasıyla IMF’ye ödediğimiz borç, dünyanın sayılı büyük havalimanlarından biri olacak üçüncü havalimanın ihalesinin başarılı bir rakamla tamamlanması ve Kanal İstanbul gibi isminden de anlaşılacağı üzere über projelerimizi çekemeyen dış güçler yine bize sardı. Sapık mıdır nedir anlamadık. Sürekli çağrı bırakmalar, gecenin köründe “uyudun mu?” mesajları falan… Bildiğin yapıştı ayol!

Neyse “büyük resmi” gördüyseniz size herkesin gözünden kaçan bir şer odağını daha göstermek, foyalarını ortaya çıkarmak istiyorum. Olayların heyecanı, harala-gürelesi içinde gözden kaçtı. Normaldir. Biz üzerimize düşen görevi yapalım ve halkımızı “teyitli bilgiler”le bilgilendirelim. Çünkü biliyorsunuz ki iktidarımızın en önem verdiği şey şeffaflık ve doğru bilgidir. Onun içindir ki bugün medyanın büyük bölümü eskisi gibi yalan haberler üretemiyor. Hemen foyalarını çıkartıyoruz çünkü!

Sosyal Medya lobisinin gelişimi

Olayların, başından beri sosyal medya üzerinden şekillendiğini sağır sultan bile duydu herhalde. İğrenç bir dezenformasyonla olayları olduğundan çok daha büyükmüş gibi gösteren şer odaklarının sadık yâri olan Twitter ve Facebook’un gerçek yüzü yavaş yavaş benim halkım tarafından görüldü!

İktidarımızın bu olayları epey önceden istihbarat bilgisi olarak aldığını duymuştursunuz. Tıpkı Reyhanlı’da olduğu gibi… Tıpkı Roboski’de olduğu gibi…

Böyle bir olayın meydana geleceği istihbarat örgütlerimize belki 6-7 ay önce geldi fakat oyunun asıl başlangıcı bundan 2-3 yıl öncesine dayanıyor. 2010 yılında Tunus’ta başlayan ve ecnebilerin “domino effect” adını verdiği bir etkiyle gittikçe yayılan ve etkisini arttıran “demokrasi arayışları” aslında büyük oyununun sadece bir parçası ya da provasıydı. Bildiğiniz gibi Arap Baharı olarak adlandırılan bu olayların en büyük fiştekçisi Twitter ve Facebook’tu.

tahrir vs taksim
Tunus’ta oynanan oyunun benzeri Mısır’da da sergilendi. Adeta bir tiyatro oyunu(!) turneye çıkmış, ülke ülke geziyordu. Yine Facebook’ta ve Twitter’da örgütlenen milyonlar Tahrir meydanını (Taksim meydanına ne çok benziyor değil mi?) aylarca işgal ettiler. Halkın meydanını işgal edecek kadar şuursuzlaşan Mısır halkına en büyük desteği maalesef henüz büyük oyunu göremeyen Türk hükümeti ve büyük önder Recep Tayyip Erdoğan verdi. Hüsnü Mübarek’e itidal ve reform çağrısı yaparak Mısır halkının demokratik haklarının elde edebilmesinin büyük bir önem arz ettiğini belirtti.

Başta CNN International, Routers, El-Cezire olmak üzere dış mihrakların eli kolu olan medya organları, ve maalesef bizim saf ve olayları iyi analiz edemeyip “büyük resmi” göremeyen ulusal haber kanallarımız saatlerce kesintisiz bir şekilde Tahrir meydanını gösterip durdular.

Bütün haber kanallarında sosyal medya güzellemeleri yapılmakta, analizciler sosyal medyanın nasıl bu kadar etkili olduğunu anlata anlata bitiremiyorlardı. Diyorlardı ki “Sosyal Medya’da devlet maniple edilmiş haberler yapamaz. Orada halk kendi haberini kendi üretir ve tüketir. Hiç kimse bunun önüne geçemez. Artık yeni bir dönem başlıyor. Yönetimler artık hiçbir şeyi halktan saklayamayacak, üstünü örtemeyecek.”

Lobinin asıl meselesi

Aslında bu, Sosyal Medya lobisinin büyük bir oyunu idi. Medyayı arkasına alan bu lobi, kendi kendinin güzellemesini yaptırarak dünya gözünde Süpermen gibi bir halk kahramanı olarak sempatikleştirerek daha fazla üye çekmeye çalışıyordu. Herkes o günlerde sosyal medyanın ne kadar güzel olduğunu, etkili kullanıldığında, en büyük muhalefetten bile etkili olduğunu söylüyordu.

Twitter üzerinden Gezi Olaylarına destek veren ünlülerin Twitter hesaplarını ne zaman açtıklarına bakın ne demek istediğimi daha iyi anlayacaksınız!!!!

Bildiğiniz gibi ne Twitter ne de Facebook kullanıcılarından hiçbir abonelik ücreti istemiyor. Peki bu değirmenin suyu nereden geliyor? Hiçbir ücret almadan milyarlarca kullanıcıya hizmet veren bir oluşumun bu işi amme hizmeti olarak yapabileceğini düşünebiliyor musunuz?

Facebook ve Twitter’ın en büyük geliri reklamlardan geliyor. Reklam gelirleri ise gösterim sayısına veya daha anlaşılır bir şekilde ifade edecek olursak “tık” başına geliyor. Yani Facebook ve Twitter ne kadar çok tık alırsa o kadar çok gelir elde ediyor. Şimdi bu bilgiler ışığında Gezi Olayları ışığında bu olaylarda en çok adı geçen Twitter’ı ele alalım:

  • Şubat ayı istatistiklerine göre Türkiye’de 6.2 milyon Twitter kullanıcısı var.
  • Yine Şubat ayı istatistiklerine göre Türkiye sınırları içerisinde bir günde 8 milyon tweet atılıyor. Bu sayı da saniyede 92 tweet gibi bir rakama denk geliyor.
  • Radikal’de Gezi olayları ve Twitter’ı analiz eden M. Serdar Kuzuloğlu’nun haberinde gördük ki 29 Mayıs-10 Haziran arasında yani 12 günde Türkçe içerikli tweetlerin sayısı 143.8 milyon.
  • 29 ve 30 Mayıs’ta 7.3 milyon civarında olan günlük tweet sayısı 31 Mayıs’ta bir anda 15 milyona çıkıyor!
  • 29 Mayıs’ta 1 milyon civarında olan aktif kullanıcı sayısı (yani günde en az bir tweet atan kullanıcı sayısı) 10 Haziran’da birden bire 9.5 milyona ulaşıyor!!!

Rakamlar her şeyi açık ve net olarak ortaya koyuyor! Bu olaydan en fazla gelir elde eden Sosyal Medya lobisidir! Yıllar önce Arap Baharı ile nakış gibi beynimize işlenen “Sosyal Medya güzeldir” algısı büyük oyunun altyapısını oluşturmak için tezgahlanan bir oyundu! Çevre duyarlılığıyla olaylara karışan masum vatandaşlarımızın attığı her tweet, Twitter’a dolar olarak geri dönüyor! Ve bu Twitter, Türkiye’ye bir kuruş vergi ödemiyor!

Bu büyük oyunu ulu önderimiz Recep Tayyip Erdoğan “Sosyal Medya toplumlarının en büyük baş belasıdır” diyerek bozdu!

Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım’ın Twitter’a “Tafra yapmasınlar, 76 milyon Osmanlı tokadını çakar!” sözü yüreklerimize fişkıye efektiyle su serpti!

Daha da azacaklar!

Bu büyük oyunun bittiğini, huzura kavuştuğumuzu sanıp rehavete kapılmak en büyük hata olur. Bunlar gittikçe azacaklardır! Olur olmaz her olayda Twitter’dan örgütlenerek masum halkımızı sokaklara dökeceklerdir! Bunlar pes etmeyi bilmezler! Bunların amacı sadece para kazanmaktır! Demokrasiyi savunur görünüp paraları cukkalarlar! Göreceksiniz bir kaç ay içerisinde bu olaylarda halkı galeyana getiren bir çok ünlünün Twitter merkeziyle olan irtibatı kabak gibi ortaya çıkacaktır!

Şüphesiz ki başta Twitter’ın CEO’su Dick Costolo olmak üzere yurt içinde ve dışında bu olayları tezgahlayanlar Avrupa’nın en büyük adalet saraylarına sahip olan yüce Türk hukukunun önüne çıkartılacaktır!

You may also like...

1 Response

  1. her yer gezi her yer direniş 🙂

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir